ÇÖL ÇİÇEĞİM

ÇÖL ÇİÇEĞİM..

 

Çöller,uçsuz bucaksız,bitmez tükenmez kum deryalarıdır..sanki okyanuslar gibi görkemli ve esrarlı görüntüleriyle insanı cezbederler.Çöllere takıldım ve onların gizemlerine.Harukulade görkemli yapıları ve içlerinde barındırdıkları anlamlı yaşamlar insanı mest ediyor.Çöller Denizlerden ve Ormanlardan öyle farklı ki.Onlara özel bir çaba sarfetmeden harukulade manzaraları görebiliyor ve bunları yaşayabiliyorsunuz ama çöller başka,karşıdan bakınca sadece kum tanelerinden ibaretmiş gibi görünürler.Fakat dünyadaki en dayanıklı,en ilginç bitki ve hayvanlar çöllerdedir.Onlar sıcağa ve susuzluğa karşı yaşama yolarını bulmuşlardır.Bunu birçok canlı başaramaz.Kısa süre yağan yağmur bile çöl çiçeklerinin açması için yeterli olur.Çiçek tohumları her zaman ordadır.Fakat onları uyandıracak bir güce ihtiyaçları vardır.Bir damla su bir parça umut.Bu öyle bir güç ki çölün kavurucu sıcağına ve verimsiz kumlarına kafa tutacak kuvvette....Çöl yaşamıyla ilgili anlatılacak o kadar şey var ki.;mesela,Kaktüsler,dikenli ve soğukturlar.Fakat susuz biri için yaşama umududurlar.Sonra hiçbir ressamın yapamayacağı sadece ayak izlerinden oluşan şekiller,hiçbir mimarın yapamayacağı kaygan kumlardaki evler...

Bazı insanları çöllere benzetirim.Hiçbir özelliği yokmuş gibi dururlar.Bana göre onlara gereken şey umutlarını yeşertebilecek bir güç..Bu bitki veya hayvan için su olabilir fakat insan için SEVGİ dir.Çöllerde su her zaman bitkinin yakınına düşmez kökleri vasıtasıyla suya ulaşmak için çaba gösterir.İnsan içinde böyledir onu yaşama bağlayacak sevgiyi yakalamak için uzanması daha önemlisi onu fark etmesi gerekir.Karamsarlıklar boşuna.Rüzgara güvenmeliyiz.Bir gün bulutları o uzakta gibi gördüğümüz ama aslında içimizde en yakınımızda duran çöle götürecekler.....

Bizler birer ÇÖL ÇİÇEKLERİ yiz..İçimizdeki tohumları yeşerteçek yağmurları bekliyoruz.

Adnan ÜNSAL

Bir Yalnızlık Şiiri Olsaydım

Bir Yalnızlık Şiiri Olsaydım
 
O kadar yalnızım ki bu kalabalık dünyada İnsan ayrımı yapılan bu yerde insanlar ile
anlaşmakta çok zorlanıyorum. Biliyorum tek başıma yaşamak çok zor ve güç bir iş ama
mücadele ediyorum.  Her ar biri ile oturup sohbet etmek istiyorum ama yok kimsem
işte.     
 
Seni çok özledim yarim! Bu özlem duygusu içimde aşılması zor yüksek dağlar
oluşturuyor. Harıl harıl yanıyorum. Yine karanlık çöktü şehrin üzerine. Uyumak
istiyorum. Olur ya belki rüyalarımda seninle el ele dolaşırım diye uyumak istiyorum
ama yapamıyorum işte. Hem elimde değil hem de uyuyamıyorum. Bir deli azap köreltiyor
ümit var hislerimi. İşte ben bu kalabalık dünyada o kadar yalnızım ki...........
 
Çevremde olup bitenle ilgilenmek istemiyorum. Fakat; insanların umursamaz
davranışları beni hayrete düşürüyor. Biliyorum, duyuyorum, ve görüyorum.  Oysa ne
bir ayna var karşımda, ne de nesneleri seçebilmem için  ortalığı aydınlatacak bir el
feneri.
 
Bazen kalemi tutmaya bile eriniyorum  Belki de hakkını veremem diye korkuyorum. 
Susuyorum. Bu şehir beni sana ayrı bıraktı  sevdiğim ve ben bu küçücük şehir de tek
başına yaşayan bir mahkum gibiyim.  Dertlerimi paylaşıp gerekirse yanında hiç
utanmadan ağlayacağım bir dostum olsaydı diye düşünüyorum ama biliyorum ki ben bütün
güzel şeyleri  seninle yaşadığım o büyük şehirde bırakıp geldim. 
Birazdan takvimler bir gün öteye geçecek. Yani şafaktan bir gün daha silinecek, yani
ranzama bir çetele daha atacağım. Yani... Yani işte...  Sana içimden geldiği gibi
SENİ SEVİYORUM  demek istiyorum. Senli hayaller kurup yalnızlığımı unutmak istiyorum
ama beceremiyorum.  Sanki yıldızlar bir yalnızlık şarkısı okuyorlar hep bir ağızdan.
Sanki güneş istemeyerek  doğuyor bu dört duvarın üstüne. Duymak istiyorum  ve
nefesini her an üzerim de hissetmek. Belki de çok şey istiyorumdur. Aslında
istediğim tek şey SEN sin ve istediklerimde senden yana... 
 
Aslında senin için bu yalnızlığa katlanıyorum.  Aslıda güneş hiç enterese etmiyor 
beni. Belki de listeden bir gün daha eksildiği için belki de artık 8 mayıs diye bir
gün olmadığı için mutlu olmalıyım. 
 
Yalnızım bir tanem! Burada sensiz çok yalnızım. 
Bir yalnızlık hikayesini yine bir yalnızlıkla sona erdiriyorum.  
Bekle  beni Bir tanem! 
 
BİR GÜN BU YALNIZLIK GÖMLEĞİNİ YIRTIP, PARAM PARÇA EDİP GELECEĞİM.
 
Seni seviyorum...............................
 
 
Mustafa Çelebi Çetinkaya

 

SİYAH GÖZLERİNE BENİDE GÖTÜR

Siyah Gözlerine Beni de Götür

.

Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yagamiyorum
yeni bir kosunun baslangicinda
biraz deprem sonrasi
biraz sehir hülyasi
bir kalp yanginindan geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artik bu yerlere sigamiyorum.
Pembe uçurtmalar yolladigindan beri
sarardi tiryaki menekseleri
sonbaharin tozlu kafeslerinde
sevgi turnalari yakaliyorum
turnalar gidiyor;ben kaliyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garinda banklar üstünde
uyku tutmuyor karanliklari
yitik düslerimi kovaliyorum
gölgeler gidiyor;ben kaliyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharin koynundan koparip sana
ipek bir mendile sardigim yüregimle
sehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kaliyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanlari sorgulayan
yanindan geçen küheylanlarin
korku tufanina yakalandigi
siyah gözlerine beni de götür
günes ülkesinden gelen yigitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayriligin boynunu vursun.

Usul usul intizari çürüten
bu hercai diken,bu çilgin arzu
sürüklüyor imkansiz mustularin
esigine gönül vadilerini
bir agaçtan düsen yapraklar gibi
düsüyorum tanyerine
ya topla yarali kirlangiçlari
ya da bu vefasiz sarkiyi bitir
özgürlüge giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.

.

Nurullah Genç

KİMİ SEVSEM SENSİN

Kimi Sevsem Sensin

 
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
*   *   *
 
kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
 

Attila İlhan

 

DÜŞLER

DÜŞLER

KENDİMİ BİR DÜŞÜN GÖLGESİNE ASTIM,

LAL GİBİ KALDIM BU GİDİŞİN ARDINDAN

AYAKLARIM DÖNÜŞÜ UNUTTU

İÇİMDE EL ÇIRPIYOR ÖLÜLER

HERŞEYE ALIŞTIM BİR SENİN YOKLUĞUNA

ALIŞMAYA DAYANAMADIM..

SAKLARMISIN BENİ GÖZBEBEKLERİNİN MAHZENİNDE.

TAA MAHŞERE KADAR,

GÜNEŞİM AYIM OLURMUSUN?

GÖKYÜZÜNDEN USULCA DAMLARMISIN YÜREĞİME

 

 

LEYLA DİYE SARILDIM ONA.SACLARI GÜN IŞIĞI GİBİYDİ;ONA BAKAN “BU KIZ BAŞINDA BİR GÜNEŞ TAŞIYOR” DERDİ.YAĞMUR GÖZLÜYDÜ,BERRAK NET BAKIŞLI.ONA BAKAN “GÖGYÜZÜ YERE İNMİŞ!  SANIRDI.ŞARK İKLİMLERİNE

AİT BİR SABAH BAHCESİNİN AYDINLIĞINI TAŞIYAN AK PAK YÜZÜNDE ANADOLU MASALLARININ RENKLERİ OKUNUYORDU.YÜRÜSE AYAKLARININ ALTINDA YEŞİL ÇİMENLER BİTECEKTİ NEREDEYSE.TEMİZ AYDINLIK BİR YÜREĞİ VARDI.

YAĞMURUN LODOSU ELEYİP GECEN ŞİDDETİYLE SARSILAN ŞU ZEMHERİ KARANLIK GECEDE YÜZÜMÜ YAKAN SICAK NEFESİNE BIRAKTIM KENDİMİ.TUTULDUM YANDIM YIKILDIM.NARİN BAŞININ KUŞCA AĞIRLIĞI VE KINALI SACLARININ AMBER KOKUSU İÇİMİ BAYILTIYOR ZİHNİMİ MESDEDİYORDU.

 

                            ZÜLEYHAYA DEMİŞLERKİ:”Bugün ay bir başka güzel sanki” ”Evet”DEMİŞ “Yusuf’umun güzelliğindendir”

ŞU SUYUN ŞIRILTISINI DUYUYORMUSUN?”Yusuf’umun nefesi gibi yumuşaktır”NE SORSALAR NE SÖYLESELER,

YUSUFTAN BİR BAŞKA KİMSE SÖYLEMEZ,GÖRMEZ VE HİSSETMEZ OLMUŞ züleyha..AŞK BUDUR İŞTE,ZÜLEYHA BİR SULTAN YUSUF ZAVALLI BİR KÖLE..AMA ALLAHIN DOSTU VE İBRET İÇİN YARATILMIŞ KENDİSİNE RÜYA TABİR MEZİYETİ VERİLMİŞ,ATILDIĞI KUYUDAN KURTULMUŞ BİR GÜZEL İNSAN..HER AŞK BİE VESİLEDİR ASLINDA VE ALLAH DİLEMEDİKCE KALPLER BİRBİRİNİ BULMAZ SEVGİLER YAŞANMAZ..ÖLÜMDEN DÖNÜP,MISIRIN EN GÜZEL KIZINA AŞIK OLAN ONUNLA EVLENİP SARAYA NAZIR OLAN YUSUF,VE ONU KUYUYA ATIP ÖLÜME TERKEDEN AİLESİNİ ONA MUHTAC EDİP DERMAN ETTİREN RABBİN TAKTİRİ..YUSUF İLE ZÜLEYHAYI GÜNÜMÜZE KADAR TAŞIYAN ONLARIN MASAL GİBİ AŞKLARIMI YOKSA ALLAH DOSTU YUSUFUN İNSANLIĞA İBRET OLAN HAYATIMI..BENCE İKİSİDE VAR..

VE BÜTÜN AŞKLAR ALLAHIN LUTFU KEREMİDİR.ALLAH SEVMEDİĞİNİN KALBİNİ YUMUŞATMAZ KATI VE TAŞ GİBİ YAPAR VE O İNSANLAR ASLA SEVEMEZLER AŞIK OLAMAZLAR..BEŞERİ SEVGİLİYİ SEVEN İNSAN KALBİNDE ALLAH SEVGİSİNİ DUYAN VE YAŞAYAN İNSANDIR.SEVMEK RABBİN SIFATIDIR..VE BÜTÜN ALEMLER SEVGİ ÜZERİNE YARATILMIŞTIR.BU AÇIDAN BAKTIĞIMIZ ZAMAN SEVEN İNSANLARIN NEDEN MUTLU OLDUĞUNU DAHA İYİ ANLIYORUZ.MUTLULUK FİZİKİ OLMAKTAN ÇOK MANEVİ BİR OLGUDUR.İNSAN MUTLU OLUNCA HAYATTAN ZEVK ALIR.HERŞEYİ VE HERKESİ SEVER.ÇÜNKÜ ZÜLEYHA GİBİ HERŞEYDE VE HERKESTE KENDİSİNE MUTLULUK VEREN SEVDİĞİNİ GÖRÜR VE ONUNLA DOPDOLU BİR YAŞAM SÜRER..KENDİMİZİ VE DUYGULARIMIZI İRDELEYELİM;NELERDEN HOŞLANIYOR VE NELERLE MUTLU HİSSEDİYORUZ KENDİMİZİ?,GÜZELLİKLERİ FARKEDEBİLİYOR,ANLAMLARI ÇÖZEBİLİYOR VE GÜNEŞİ,YEŞİLİ DOĞAYI KUŞLARI ÇİÇEKLERİ  VE ONLARIN SACTIĞI BİMBİR TÜRLÜ RAYİHAYI HİSSEDEBİLİYORMUYUZ.ELELİMİZDEKİLERLE YETİNİP ŞÜKREDEBİLİYORNUYUZ.HIRSLARI-

MIZA,NEFSİMİZİN AZGINLIKLARINA DUR DİYEBİLİYORMUYUZ?VE BİR SEVDİĞİMİZ,UĞRUNA CAN VEREBİLECEĞİMİZ BİR ZÜLEYHAMIZ BİR YUSUFUMUZ VARMI?RUHANİ OLARAK HERZAMAN ONUNLA OLDUĞUMUZ BİR AŞKIMIZ VARMI?

HERŞEYİ İLE BİR BÜTÜN OLARAK KABUL ETTİĞİMİZ,İNCİTMEKTEN ÜZMEKTEN KORKTUĞUMUZ VE ONU KÜÇÜK BİR SERCEYİ KORUR GİBİ KORUDUĞUMUZ,BİR AŞKIMIZ VARMI..........................................................................................

.